29 Kasım 2010 Pazartesi

Bodyguard Anneler - Hayvanlar Alemi

Youtube - Hayvanlardaki İçgüdü-Hayvanlarda Annelik Duygusu


müthiş bir video.yavrularını korumak için en büyük düşmanlarıyla burun buruna gelmekten çekinmiyorlar.

Vasilisa-Oblak- Cloud

21 Ekim 2010 Perşembe

Apaçi Müziği İle Horon


Apaçi DansıyLa Horon
Yükleyen sansar99. - Daha fazla komik video için tıkla.

helal valla iyi oynamışlar...

15 Eylül 2010 Çarşamba

Windstruck Filmi Müziği ve Görüntüleri



Çok güzel bir film...

Inna - Amazing


Inna - Amazing
Yükleyen umusic. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

Ne İstiyoruz

















O kadar basit ki bunun cevabı.

İnsan gibi yaşamak istiyoruz.

Bildiğin insan işte.

Hiç derdimiz olmasın demiyorum, bildik, sıradan dertlerimiz olsun, bildik sıradan sevinçler yaşayalım.

İşimizi kaybetmekten korkalım, komşuya kızalım, aşık olalım, çocukların okulunu düşünelim, sevgilimizle buluşalım, eşimizle kavga edelim, sonra barışalım, kiranın fazlalığından yakınalım, akrabaların densizliğinden şikâyet edelim, başarılı olmak için çabalayalım, tatil hesapları yapalım, oğlanın düğününe nasıl para bulacağız diye dertlenelim, biri güzel bir laf söylesin sevinelim, bir şakaya gülelim.

İstediğimiz bu kadarcık bir şey.

Ama istediğimizi yaşamak mümkün olmuyor bu ülkede.

İzin vermiyorlar.

Bu sıradan hayatı huzurla yaşayabilmemiz için “ne olacağımıza” kendimizin karar vereceği bir özgürlük lazım önce bize.

Kürt olmak istiyorsam Kürt olacağım, Türk olmak istiyorsam Türk olacağım, dindar olmak istiyorsam dindar, dinsiz olmak istiyorsam dinsiz, Sünni olmak istiyorsam Sünni, Alevi olmak istiyorsam Alevi, Ermeni olmak istiyorsam Ermeni, Laz olmak istiyorsam Laz…

Ne olacağıma kendim karar vereceğim.

Bana “sen şusun ya da sen busun” demeyecek kimse.

Ben her ne olmayı seçtiysem, o seçtiğim şeyi diğerleriyle eşit haklara sahip olarak yaşayacağım.

Kürtsem anadilimi konuşacağım, çocuğuma öğreteceğim, dindarsam ibadetime gideceğim, istersem başörtümü takacağım, istersem örme takke geçireceğim kafama, istersem bikiniyle gireceğim denize, istersem eşcinsel olacağım, istersem Anıtkabir’e gideceğim, istersem Eyüp Sultan’da dua edeceğim, Aleviysem cemevinde dostlarla yapacağım ibadetimi, istersem bunların hepsine boş vereceğim, istersem proletaryanın haklarını savunacağım, istersem kapitalizme övgüler düzeceğim.

Fikirlerimi, inançlarımı isteyen paylaşacak, istemeyen paylaşmayacak ama kimse beni fikirlerimden ya da inançlarımdan dolayı aşağılamayacak.

Kimse bana ne olmam gerektiğini, ne düşünmem gerektiğini, nasıl ibadet etmem gerektiğini, nasıl yaşamam gerektiğini söylemeyecek.

İstersem şarap içeceğim, istersem üzüm yiyeceğim.

İstersem Kürtçe ağıt yakacağım, istersem Lazca türkü söyleyeceğim.

Nasıl biri olmak istiyorsam öyle biri olacağım.

“Olduğum şeyden” dolayı diğerlerinden “üstün” olmayacağım, olduğum şeyden dolayı kimseden “aşağı” da olmayacağım.

Kimse bana “hakkımı” vermeyecek, kimse bana “hakkımı” verecek kadar benden üstün olmayacak, kimseden bir hak istemeyeceğim, herkesin sahip olduğu haklara sahip olacağım.

Haklar herkese eşit ve ortak dağıtıldığında artık “ne olduğum” sadece benim için önemli olacak.

İstediğimiz bu kadar basit.

İnsanca yaşamak istiyoruz.

Bütün insanlar gibi eşit olmak istiyoruz.

Ve sıradan bir hayat istiyoruz.

Sıradan sevinçler, sıradan dertler istiyoruz.

Acaba nerede, ne zaman, kim kimi öldürecek diye endişelenmemek istiyoruz.

Küçük kızgınlıklarımız olsun istiyoruz, karımıza, kocamıza, çocuğumuza, baldızımıza, sevgilimize, iş arkadaşımıza, müdürümüze kızalım istiyoruz.

Büyük, “kitlesel” kızgınlıklar istemiyoruz.

İş dedikoduları yapalım, arkadaşlarımızı çekiştirelim istiyoruz.

Bana benzemeyenler bana bir kötülük yapar mı diye endişeler taşımak istemiyoruz.

Kayınvalide laf sokuşturduğunda sinirlenelim, aile yemeklerinde şakalaşalım, bacanağın övünmelerine sinir olalım, görümcenin böbürlenmelerine bir laf oturtalım, sonra Allah muhafaza ciddi bir sorun olduğunda hep birlikte üzülelim istiyoruz.

İstediğimiz bu kadarcık.

İnsan gibi yaşayalım istiyoruz.

Eşit ve özgür olmak istiyoruz.

Sıradan olmak istiyoruz.

Kendimize ait dertler, kendimize ait sevinçler, kendimize ait ümitler, kendimize ait endişeler istiyoruz.

Bir Pazar öğleninde bol sarımsaklı minik yaprak sarmalar yiyelim, sonra bir gölgelikte uyuyalım istiyoruz.

İstediğimiz bu kadarcık.

Ve, şu kadarcık isteğimiz gerçekleşmesin diye insanları öldürüyor, suikastlar düzenliyor, kitleleri kışkırtıyor, savaşlar çıkartıyorlar.

Sarımsağı kıvamında yoğurtlu bir yaprak sarmayı bile bize çok görüyorlar.

(Ahmet Altan)


http://www.taraf.com.tr/ahmet-altan/makale-ne-istiyoruz.htm

Nevin Yanıt 100 Metre Engellide birinci oldu
Yükleyen permalinkk. - Daha fazla spor videosu.


İspanya'nın Barcelona kentinde devam eden 20. Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda, bayanlar 100 metre engelli finalinde milli atlet Nevin Yanıt 12.63 derecesiyle birinci olarak Avrupa Şampiyonu oldu ve Türkiye'ye altın madalya kazandırdı.

Bravo Nevin...

9 Temmuz 2010 Cuma

Taylor Swift - Fifteen

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Timsahın Ailesi

Doğal Dediydiler :)

Al Andaluz Project - Morena

6 Temmuz 2010 Salı

Cem Karaca - Askoros Deresi



Cem Karaca' dan Karadeniz türküsü. İlginç ve biraz da gülümseten bir yorum :)

4 Temmuz 2010 Pazar

.........Gülle Muhabbet





















Nedir ey kırmızı gül, böyle cilveli bakış?
Yârinin dudağından yoksa bûse mi çaldın?
Dikenin mi acıttı, kanadın nakış nakış.
Gördün mü yaptığını beni hicrâna saldın.
Neresidir vatanın, bilinmeyen diyâr mı?
Kimdir seni ilk öpen, yoksa sevdalı yâr mı?

Nedir bu güzel koku, maşukun teri midir?
Ne oldu utandın mı? Yanakların kızardı.
Mahcubiyet gereksiz, burası yeri midir?
Sendeki soylu duruş ezelden beri vardı.
Akan ne çığlık çığlık çektiğin ah-u zâr mı?
Senden ayrıldı diye şeydana intizar mı?

Nedir o şebnem midir? Sakın 'gözyaşım' deme,
Gelen mutlak gidecek, bitirip imtihanı
Ve nihai karara erdirecek mahkeme.
Gönüllerin sultanı terk eyledi cihanı.
Köklerine yurt olan bu küçücük mezar mı?
Yaradanım bu sonu kötü olsa yazar mı?

Salın ey gül rüzgârda, yazda, kışta, baharda.
Mest olsun cümle canlar, seni resmeden kalem.
Eğme sakın başını, yakışmaz intihar da.
Seninle şenlenecek efkârlanınca âlem.
Kıyma damlalarına, yaprakların pınar mı?
Acılı gözyaşınla kara toprak kanar mı?

Merhametle işlendin, Rabbim’ den armağansın.
Gönlü bizâr bülbülün solmayacak sevdası.
Uzat başını göğe, bulutlar aşka kansın!
Tanımasın hiç kimse elem keder ve yası!
Şarkıda geçse adın gönülleri yakar mı?
Paylaşalım derdini, yetecek kadar var mı?

Çekinme ey gül söyle kavuşmamak mı derdin?
Ferhat Şirin’e erse, sürer miydi efsane?
Aşkların güzelini tüm dünyaya gösterdin.
Mahşere kadar bekle! Burası çilehane.
Ne sanmıştın bizleri, vurulacak şikâr mı?
Boynumuz kıldan ince, dikenin zülfikâr mı?

(Afet Kırat)

Beyonce - Halo

beyonce - halo | izlesene.com

Boş Ev


Diyaloğun çok az olduğu harika bir film. "Diyalog olmadan bir film nasıl güzel olabilir ki?" diyebilirsiniz. Bu filmi izleyerek bu sorunun cevabını hayranlıkla yanıtlayacağınızdan eminim.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Sarhoş Horoz

Kuş Tüyü Yastık

Arjantin 0 - 4 Almanya (Maç Özeti)



Arjantin - Almanya maçının özet görüntüleri...

30 Haziran 2010 Çarşamba

No Mercy




Bilirsiniz hollywood filmlerinde konusu intikam olan filmler birbirine benzer türdendir. Ama bu bambaşka, sıra dışı bir intikam filmi. Yok böyle bir intikam diyorsunuz filmin sonunda. Film baştan sona sürükleyici. Bu filmle güney kore filmlerinin de ne kadar kaliteli olduğunu düşünmeye başladım doğrusu.

29 Haziran 2010 Salı

İlginç Bir Rövaşata Gol



Penaltı ve rövaşata bir arada.

27 Haziran 2010 Pazar

Voleybol Maçında Heyecanlı Bir Sayı

voleybol maçından güzel görüntüler:) | izlesene.com


Voleybol maçında bir uzun süren bir sayı mücadelesi... Çok zevkli...

Kentin İncinen Sesi





















Yorgun yürüyen gölgedir sokak çocukları.
Eksik ve kırılgan...

Antik çağların rüzgârı çalar kentin kapılarını.
Güneşle yıkanan Körfez’e uyanır Alsancak.
Neşesi uzun, İzmir gibi genç Ares’i öper,
Yalı çapkınları.

Ayak izlerine imbatın minik bir serçe konar.
Süzülürken Karşıyaka vapuru uysal dalgalarda,
Amazon kadınlar kadar mağrur okşar göğü Ay.
Yudumlar Güneş’i günbatımı.
Kaldırımda,
göçmen yalnızlık.

Ceplerine saklar kendini çocuk.
Kuru ekmeği bölüşürken martı çığlıklarıyla,
Gelincik açar gözleri;
uyanır anneye özlem...

Kime baksa çevrilen bakışlar.
Parmaklarında kırılır düş.
Büyür içinde kasırga öncesi.
Kirli yüzünde düşler de kirlenir.


(Mine Ömer)

26 Haziran 2010 Cumartesi

Farid Farjad (Keman)



Farid Farjad' tan çok hoş bir keman dinletisi...

25 Haziran 2010 Cuma

Talha Eymen' den Kaldırımlar Şiiri



Güzel bir yorum. Dinleyin derim...

A Moment To Remember



 A Moment To Remember güzel bir romantik, dram filmi. Kore yapımı bir film. Zaten Koreliler bu tür filmlerde  usta.

Masa Tenisi Güzel Bir Gösteri



Bu işi biliyorlar :)

20 Haziran 2010 Pazar

tibetan song yi re kyo - kunga

tibetan song yi re kyo - kunga | izlesene.com


Bir Tibet şarkısı...

Sakarya Türküsü

















İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

(Necip Fazıl Kısakürek)

Fransa 0 - 2 Meksika Maç Özeti



Fransa 0 - 2 Meksika maç özeti... France vs. Mexico highlights...

İngiltere 0 - 0 Cezayir Maç Özeti



İngiltere - Cezayir maç özeti... England vs. Algeria match.

İspanya 0 - 1 İsviçre Maç Özeti



İspanya - İsviçre maçının özeti. Spain vs. Switzerland match important positions and goal.

17 Haziran 2010 Perşembe

Arjantin 4 - 1 Güney Kore (Özet)



Arjantin - Güney Kore maçının özeti ve golleri.

15 Haziran 2010 Salı

İtalya 1 - 1 Paraguay Maç Özeti



İtalya - Paraguay maç özeti...

14 Haziran 2010 Pazartesi

Almanya 4 - 0 Avustralya Maç Özeti



Almanya - Avustralya maçının özeti...

13 Haziran 2010 Pazar

Britney Spears - Sometimes

britney spears - sometimes | izlesene.com

Güney Kore 2 - 0 Yunanistan



Güney Kore Yunanistanı 2 - 0 yendi. Maçın golleri ve pozisyonları... Korea Republic vs. Greece match goals and important minutes...

İngiltere 1 - 1 ABD



İngiltere - ABD maçının özeti ve golleri... England - USA match's important minutes and goals...

12 Haziran 2010 Cumartesi

Takvimdeki Deniz
















Hasreti denizlerin,
Denizler kadar derin.
Ve o kadar bucaksız.
Ta karşımda yapraksız
Kullanılmış bir takvim.
Üzerinde bir resim;
Azgın, sonsuz birdeniz.
Kaygısız, düşüncesiz,
Çalkanıyor boşlukta
Resimdeyse bir nokta;
Yana yatmış bir gemi,
Kaybettiği alemi
Arıyor deryalarda.
Bu resim rüyalarda
Gibi aklımı çeldi,
Bana sahici geldi.
Geçtim kendi kendimden,
Yüzüme o resimden,
Köpükler vurdu sandım.
Duymuş gibi tıkandım,
Ciğerimde bir yosun.
Artık beni kim tutsun.
Denizler oldu tasam,
Yakar onu bulmazsam
Beni bu hasret dedim
Varırım elbet dedim.
Bir ömür geze geze
Takvimdeki denize.
Ne var bana ne oldu
Odama nasıl doldu
Birden bire bu meltem
Ve dalgalandı perdem
Havalandı kağıtlar.
Odamda kıyamet var.
Ah yolculuk yolculuk
Ne kadar baygın soluk
O gün bizde betbeniz
Ve ne titrek kalbimiz.
Ve eşyamız ne küskün.
Yola çıktığımız gün
Bir sıraya dizilmiş
Gözyaşlarını silmiş,
Bakarlar sinsi sinsi
Niçin o anda hepsi
Bir kuş gibi hafifler
Arkandan geleyim der
Niçin o güne kadar
Dilsiz duran ne kadar
Eşya varsa dirilir
Yolumuza serpilir
Ufak böcükler gibi
Gezer onların kalbi
Üstünde döşemenin
Gizli bir didişmenin
Saati çalar o an
Birden bakar ki insan
Herşey karmakarışık.
Ayırmak olmaz artık
Bir kalbi bir taraktan
Ve kalb ağlayaraktan
Çekilir geri geri
Terkeder bu mahşeri.
Bu mahşerin içinden
O gün ben de geçtim ben,
Nem varsa evim, anam,
Çocukluğum, hatııram,
Ve ne sevdalar serde
Bıraktım gerilerde
Kaçar gibi yangından.
Rüzgarların ardından
Baktım da süzgün süzgün
Kurşun yükünü gönlün
Tüy gibi hafiflettim.
Denize hicret ettim.

(Necip Fazıl Kısakürek)

Arjantin 1 - 0 Nijerya (Maçın Golü)




Arjantin Nijerya' yı Heinze' nin attığı golle mağlup etti...

Talha Eymen - Yenik Serçe





Yılmaz Odabaşı'nın harika şiiri Yenik Serçe Talha Eymen' in yorumuyla dinlemenizi tavsiye ederim...

Uruguay 0 - 0 Fransa (Tüm Pozisyonlar)



Maçın tüm pozisyonları...

11 Haziran 2010 Cuma

Gülce

















Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avucunda
Derin yar adım çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurum kenarındayım Hızır
Cihan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil.
Gülce beyaz sihir
Gülce ölümcül naz
Buram buram zehir
Yar gözünde infaz
Bir gamzelik rüzgar yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbet'ül-arz'dan
Deccalden,yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce'den
Ödüm patlıyor Gülce'ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor,ürperiyorum
Saniyeler gözlerinde birer can
Her saniyede bir can veriyorum...

(Ömer Lütfi Mete)

9 Haziran 2010 Çarşamba

Sen Kuş Olur Gidersin Bir Trenle
















Uzun bir geçmişimiz var
Hiç yorulmadan
En azından bir kere
eğlenceli beşik

ha biz varız
ha biz maskeli balo
Saygıya durup üstün bir gecede
Bir sır payı katlayıp
sade bir kahveden
Keyifsiz bir detayın hükmüyle
ha biz yokuz
ha biz seferde

Ya bu kez ölenleri görmeliysek
Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

Parka dolalım
Park bizi alır önce
Seyrimizden bir sabah kazanır
Eğri fakat daha çok eğrilmez bir şöförle
Sayısız rampaya katlanır
ya güneşten daha zengin
sofraya diz çökeriz
ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

Oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.

(Cahit Zarifoğlu)

8 Haziran 2010 Salı

Amerikan Gangaster


Uyuşturucu ticaretinde üstün yetenekli bir adam ve onu yakalamaya çalışan bir dedektif... Russel Crowe ve Denzel Washington' un karşı karşıya geldiği çok güzel bir film. İlk başta sıkıcı gelebilir ama ilerleyen zamanda film ilgi çekici bir hal alıyor.

Hadi Git





















Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.

Her darbene tahammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm!
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum!

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...

(Cemal Safi)

Gidiyorum İstanbul





















Son kez sokaklarını dolaştım adım adım
Kalbimdeki sevdayı yollarına sakladım
Yok saydım varlığını, ismini yasakladım

Artık seni düşünmek kırgın yüreğime zul
Son umut da terk etti, gidiyorum İstanbul
*********************************
Titreyen parmaklarım sensizliğe uzandı
Bu ne heybetli kuşku, söyle nasıl bir “zan”dı?
Dudağımda son öpüş, büyülenmiş bir andı

Al beni kollarına, sükût içinde sokul
Ruhun ruhumu çekti, gidiyorum İstanbul
********************************
Nedensiz bir cevabın içinde gizli soru
Öyle bir bilinmez ki; ten ıslak, gözler kuru
Sırılsıklam bedenim, hissetmiyor yağmuru

Çok fırtınalar esti, ne olur artık durul
Aşk yağmurları bitti, gidiyorum İstanbul
*********************************
Yol bitmiş, yolcu yorgun, hancı kendinden geçmiş
Hesabını soruyor, hem gelecek hem geçmiş
Anladım vuslat için, vakitler çoktan geçmiş

Bir çift mahzun ela göz, bakıyor usul usul
Anılar beni yaktı, gidiyorum İstanbul
*********************************
Buz tutan bedenimde bu sevda, ateşimdi
Kapkaranlık dünyamda yükselen güneşimdi
Kaybolan kimliğime can veren ruh eşimdi

Hayalin beni yordu birazcık da sen yorul
Gönlüm huzur hak etti, gidiyorum İstanbul
************************************
Daha ilk sayfasında yarım kaldı bu roman
Pişman olmak beyhude geri dönmüyor zaman
Hoşça kal gökkuşağı, hoşça kal güzel insan

Ben sana yar olmadım, şimdi başka yaren bul
Geldi ayrılık vakti, gidiyorum İstanbul

(Emin Zeybek)

7 Haziran 2010 Pazartesi

En Komik 5 Gol :)

tarihteki en komik 5 gol | izlesene.com


En komik beş gol. Gerçekten de ilginç goller :D

Kızılderililer Nasıl Yokedildi? - Bartolomé de Las Casas


Bu kitap İspanyolların Amerika kıtasının keşfiyle nasıl bir Kızılderili soykırımı yaptıklarını anlatıyor. Bu kitabın yazarı da İspanyol bir Piskopos olan Bartolomé de Las Casas... Şahit olduğu olayları da anlatıyor yazar. 

Otuş Beş Yaş
















Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,

Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne?
Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?

Neden böyle düşman görünüyorsunuz;
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim:

Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;

Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,

İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar.
N'eylesin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla tasında.

(Cahit Sıtkı Tarancı )

6 Haziran 2010 Pazar

Amatör Ses - İnşallah

İnşallah - amatör ses | izlesene.com


Sıla' dan da güzel söylüyor bence...

5 Haziran 2010 Cumartesi

Yenik Serçe





















Yaban ve asi,
Dağlara dağılan taylar gibi.
Ve yangın gençliğinin alazında
Işıltılı bıçaklar gibi.
Adana’da yollara dizilmiş garlarda,
Çığlık çığlığa peronlarda
Çocuklar gibiydi gözleri.
Adı Nevin,
Şarap içer, rüzgâr giyerdi geceleyin

O, kanadı kırık bir kuştu,
Beyaza vurulmuştu;
Kimseler görmedi bir başka renk sevdiğini.
Kimseler…
Görmedi kimseler kirlendiğini.
Adı Nevin,
Hüzün kokar ve korkardı geceleyin

“Kendini martılarla bir tutma” derdim;
"Senin kanatların yok düşersin,
Yorulursun,
Beni koyup koyup gitme ne olursun.."

O, kanadı kırık bir kuştu,
Gülümserken vurulmuştu.
Kimseler görmedi uçtuğunu.
Kimseler..
Görmedi kimseler öpüştüğünü.
Adı Nevin,
Özlem tüter ve çağlardı geceleyin.

“Işığın” diyordu; "kırılıp düştüğü yerlerden geliyorum"
"Karanlık kördü ve acımasız..
Ellerimle kırdım ben de kalan kanatlarımı;
Kanatlarımı kanatmaktan geliyorum..."

O bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı.
Sonra da çift çıkardık; kar yağardı,
Biz dinlemez, çıkardık!
O kentte bütün sokaklar
Biz yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı,
İnsanlar dar yapılmıştı,

Çıkardık!
Kar durmazdı, üşüşürdü saçlarına
Ve hep bir şeylere ağlardı o karlı havalarda..
Avurtlarına çarpan kar taneleri,
Gözyaşlarının sıcaklığına çarpıp erirdi..
Erirdi.
Biz yan yana, yana yana..
Yana yana!
O bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı,
Ben yürüsem bütün yollar ona çıkardı...

Gitti...
Kanatları yüreğimdeydi.
Kalan, elimde minyatür bir kuş şimdi.
Yitirdim o aşkın kimliğini;
H ü k ü m s ü z d ü r...

Adı Nevin,
İhaneti tutuşturduk bir sabahleyin!


(Yılmaz Odabaşı)

Jessica Simpson - I Wanna Love You Forever



Jessica Simpson - I Wanna Love You Forever... dinlemenizi tavsiye ederim.

4 Haziran 2010 Cuma

Öldüm Ulan




















Sancıyan gecelerin ağırlığınca girdim hastalıklı uykularıma.
Başucumda acabalarla beynime inen saat tik takları,
Kalk git ona der gibiydi.
Dokunsan kar gibiydim parmaklarında.
Kopsan, buzul…
Acının negatifi basıyor sözlerimi.
Öldüm ulan üşümekten! Kapat/sana gözlerimi.

Vapursuz bir iskele gibi kaldım.
Mutedil dalgalı yorgunluğum.
Soysuzlaşan bir yanılgı gibi kıvrandım deliliğin biz, aşkın; sen halinde.
Meğer uçuruma yaslanmışım.
Düşünce anladım.
Girdabının burgusunda söndürmüşüm közlerimi.
Öldüm ulan düşmekten! Kapat/sana gözlerimi.

Gittin; sanki Annem öldü.
Gittin ve beni kendime uğurladın.
Kimse kendine benim kadar yoksul değildir.
İnsan kendini kendisizlikte nasıl bulur?
Bir haciz gibi girdiysen içime,
Bu benim kendime olan borcumdandır.
Sanki bir kuş gagalıyor beynimi.
Öldüm ulan düşünmekten! Kapat/sana gözlerimi.

Yaşamla aramı açacak yaralara göz yumuyorum.
Sana ağır yaralanmayı seviyorum.
Kan kaybından gülüyorum.
Dramlardan çalınmış bir ölüm gelir şimdi suzinak makamında.
Aşk yapışmıştı o gece boğazıma.
Kurtulsam ölecektim.
O yüzden aram açık aramla…
Nicedir oyunbozanım; susuyorum sözlerimi.
Öldüm ulan küsmekten! Kapat/sana gözlerimi

Her gemide bir fırtına izi saklıdır.
Bundandır kendi gözyaşlarımızda boğulmalarımız.
Saçların ağlıyor mu hala bilmiyorum ama kayboluyorsan dallarında,
Bu senin kendine sarmaşıklığındandır.
Bir kişinin yalnızlığının kaçla çarpımıdır iki kişinin yalnızlığı?
Ve kaç yalnızlık çıkar bir kişinin yalnızlığından?
Sus! Biliyorum.
Yalnızlık yokluğun avuntusudur.
Binlerce gündür boğazıma usturayım.
Özgürlükte çürüyor uçurtmamın çıtaları.
Dua et de ölümün farkına varmadan ölelim.
Öldüm ulan ölmekten! Kapat/sana gözlerimi.

(Kahraman Tazeoğlu)

3 Haziran 2010 Perşembe

Sen İstanbul Kokardın


Martıların gözlerinden dinledim
İstanbul'un boğazı yanmış dün gece
Yıldızlar şahitlik etmiş, güya suçlu benmişim
Oysa can, yemin olsun yanağımdan süzülen denize
Ben bu şehre yüreğimi içirmedim

Göklerden hicran yağdı, İstanbul'lu bir geceydi
Yere düşen her damlanın yüreğinde sen vardın
İsmin dudaklarımda idamlık bilmeceydi
Yalansa kahrolayım, sen İstanbul kokardın

Sevda dediğin gülüm bir busedir dudağımda
Bıçak gibi, yasak gibi, kan gibi...
Utanır, intihar ederdi ölüm,
Hayata rest çekip ağladığımda,
Korkak gibi, tutsak gibi, yaşanmamış an gibi...
Ben lal olmuş bülbülüm, sen deli gülsün bağımda
Toprak gibi, yaprak gibi, candan özge can gibi
Kuş uçmaz kervan geçmez dağımda,
Kah aşkı yağan kar tanesi
Kah Leyla tüten rüzgardın
Zambak gibi leylak gibi,
Sigaramda duman gibi
Sevdiceğim, sen İstanbul kokardın

Dayadım ondörtlüyü İstanbul'un şakağına
İstediğim gül içmekti gözlerinden bir yudum
Seni sordum gündüzlerce bu şehrin her sokağına
Söylemedi, inat ettim gece seni uyudum

Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Ayla toprak şahittir, şahittir denizle gece
Sensizken, İstanbul'da bir kez olsun gülmedim
Yıllar kapımı çaldı, ellerinde vur emri
Yokluğun var sen yoktun, ölüm geldi ölmedim
Ağladım yüreğimde sen, sende divane İstanbul
Aşkından hatıra dedim göz yaşımı silmedim
Ben bir sana, bir bu şehre gül dedim
Belki de can ben bu şehri güller için çok sevdim

Gözlerimden dökülen yaş denizi ıslatıyor
Sevda kilim, hasret nakış, gönül derdi dokuyor
Çatlayası deli yürek 'sen sen' diye atıyor
Oy gece gözlüm oy, İstanbul seni kokuyor

(Serdar Tuncer)

2 Haziran 2010 Çarşamba

Harika Kaleci Kurtarışları



Maça iyi konsantre olan bir kaleciyi geçmek zordur...

Kayıp Nişanlı


Savaşa giden ama geri dönmeyen nişanlısını arayan bir kız... Tam bir dedektif gibi çalışıyor... Güzel film.

Cascada - Evacuate The Dancefloor



Cascada - Evacuate The Dancefloor... Güzel bi müzik...

1 Haziran 2010 Salı

Filistin'in Gölgesinde Abdulhamit ve Theodor Herzl













Yahudilerin bütünleşip şimdiki güçlerini bulmalarını borçlu oldukları Theodor Herlz' in Sultan II. Abdülhamit ile Yahudiler için yaptığı mücadele ve Abdülhamit' in Theodor Herlz' e ve Yahudilere tavırlarını anlatan çok güzel bir kitap.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

En Akıllıca Frikik Golleri

en akıllı frikik golleri | izlesene.com


Gerçekten çok akıllıca frikik kullanmış adamlar. İçlerinde ilginç olanları da var.

30 Mayıs 2010 Pazar

Kasabanın Namusu


Güzel bir Western filmi. Kasabaya gelen 3 iyi adam ve onların eski bir dostunun kasabanın huzur bozucularıyla olan mücadelesini anlatıyor.  

Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları


ABD'nin ekonomi ile de dünyayı kendine bağlamak istediğini bilmeyen yoktur. Bu kitapta da bunu nasıl yaptığını birinci ağızdan bu kitapta bulabilirsiniz. Ekonomik tetikçinin ekonomik hegomonya için yaptığı faaliyetler yer alıyor bu kitapta.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Belki Yine Gelirim



Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
' Tükürsem cinayet sayılır' diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün

(Ahmet Telli)

Zindandan Mehmet'e Mektup


Zindan iki hece Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed' im!
Kavuşmak mı? ... Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yolda tutuktur hapse düşeli...
Git vegel... yüz adım... Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak

Bir alem ki, gökler boru i...Zindan iki hece Mehmed'im lafta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de geri adam boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed' im!
Kavuşmak mı? ... Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yolda tutuktur hapse düşeli...
Git vegel... yüz adım... Bin yıllık konak.
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak

Bir alem ki, gökler boru içinde!
Akıl olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu sus mu unut mu,,?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, Bir kaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler bu gün 'maruzat'!
Çatık kaş... hükümet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem...
Anlamaz ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, Bir yırtıcı zil;
Sayım var, Maltada hizaya dizil!
Tek yekün içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemiyet
Urbalarla kemik, Mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, Nara ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccademin yüzünde şevkat;
Beni kimsecikler okşamaz madem;
Öp beni anlımdan, Sen öp seccadem!

Çaycı, getir ilaç kokulu çaydan!
Dakika düşelim senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, Duman duman erisin!

Peykeler duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
gömülmüş duvara, baş baş gölgeler
Duvar katil duvar, yolumu biçtin!
kanla dolu sünger... beynimi içtin!

sükut... kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez Dünyadan nazar.
Yerinde mi acep ölü ve mezar
yer yüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç varda kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir elden kader bu emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünya ya kapalı, Allah'a açık.

Dua dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, Bir tütsü Bir uçan buğu
İplik ki incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zahir şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa dim dik doğrul ve sevin!

Mehmed'im sevinin başlar yüksekte!
Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

(Necip Fazıl Kısakürek)

Mona Roza




Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek..
.
Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller

(Sezai Karakoç)

İhbarname



Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam,
seni tarif edemeyeceğimi biliyorum.
Ulaşılmaz oldun hep,
dokunmak, hissetmek ve dolu dolu yaşamak isterken seni.
Kocaman bir yanlızlıktı payıma düşen.
Payıma düşen her şeyi erteledim,
erteleyemediğim birşey vardı;
sana benziyordu...
Su olsan dokunduğumda, bozulurdun.
Bozulmayan birşeydin.
Gidilecek bir yer olsan, sonu olurdu.
Sonu olmayan birşeydin.
Uykuda görülecek bir rüya olsan, uyanırdım.
Beni rüyamdan uyandırmayacak birşeydin.
Bugün seni gözlerinden, Anafartalardan,
üç ırmağın birleştiği yerinden öpeyim desem,
aklıma ırmaklar gelir.
Düşün ki Yılan dağından aşağı iniyoruz
ve dünyada sadece iki kişilik türkü kalmış, onu söylüyoruz.
Öyle bir şeysin sen.
Seni düşündükçe yoruluyorum desem,
dünyanın en büyük yalanı olurdu.
Yalanım yok...
Bugünden yarına ne kalır bilmem ama
sen kalırsın tıpkı yatağı değişmeyen bir ırmak gibi...
Yaşadıklarımız azdı.
Zamana sığmadık yaşamak isterken her şeyi.
Bugün şiir yazıyorsam, o gün şiir değil,
şiir gibi seni yaşamak isterim.
Halkıma benziyordun.
Bir yanın göç, bir yanın toprak kokuyordu hep...
Gezmediğim yerin kalmadı.
Bazen yasaklandın bana,
bazen bir suç gibi boynumda taşıdım seni.
Yedi telli sazımla bile anlatamadım,
sen bir uçurum gülüydün,
ellerimi her uzattığımda bin kırıkla geri döndüm.
Yasaların bile tanımlayamadığı birşeydin.
Haritalara sığmazdın, her ülkede bir başka gülüyordun.
Uzundun, inceydin.
Dokunduğunda nereli olduğumu seninle hatırlardım.
Bana hep kendimi hatırlatan birşeysin sen.
Uzaksın, yakınsın, özlenensin ama
bugün değil, yarın gibi bir şeysin sen...
Bugün her şeyi değiştirmek için çabalarken,
sen değişmeyen olarak duruyorsun karşımda.
Kabul ediyorum, dünyaya bu kalsın ama sen bilme.
Dünyada kaç iklim, kaç zulüm, kaç ölüm var.
Bir seni bunların karşısına koymak nasıldır bilemezsin.
Bilme...
Bugün her ölümle biraz ölürken,
seni düşündükçe hayata dönüyorum yeniden.
Gecenin en karanlık yerindeyim.
Bir sigara ateşinin aydınlattığı kadar ışık bile olsan,
yine de istiyorum seni.
Sadece benim seni anladığım,
kimsenin unutmamak için defterine not düşmediği,
ama hayatımda hep bir dipnot olarak kalan kendi yasaklarım gibi.
Dağları delmiyorum, inmek istiyorum oralardan.
Hepiniz gibi aynada saçlarımı taramak,
günaydın der gibi sokağa fırlamak
ve şarkı söylemek istiyorum.
Adına aşk diyorlar, gelecek diyorlar, bana yetmiyor...
Her şiirimde sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum.
Bir başka dilden seviyorum seni.
Kırmızıdan daha uzundur.
Gelincikler gibi bir mevsim değil,
dört iklim köşe bucak,
kim ne derse desin geri dönecek yerim yok.
Bir kentin ortasına çığlık çığlığa bağırarak
tek başıma kalsam da yine seviyorum seni.
Bu bir suç duyurusudur, kendimi ihbar ediyorum!!..


(Ahmet Baran Çetin)

27 Mayıs 2010 Perşembe

Selçuk Balcı - Taksim ve Horon



Selçuk Balcı' dan güzel bir kemençe resitali...

Selçuk Balcı - Mezarımın Taşına

selçuk balci&mustafa sarikaya mezarimin taŞina | izlesene.com


Kemençeyle duygusal bir parça... Selçuk Balcı farkıyla...

Güzel Bir Kanun Taksimi

müziğin renkleri kanun | izlesene.com


Kanun müthiş bir çalgı aleti bana göre... çalan da güzel çalmış eline sağlık, çok hoş bir taksim...

Takıntım


Son zamanlarda bir takıntım baş gösterdi.. Gezerken milletin t-shirtünün önünde yazan ingilizce yazıları okuyup anlamının saçma salak olup olmadığına bakıyorum :) engellenemeyen bir takıntı. İnadıma da herkeste kocaman harflerle yazılı t-shirtler var sanki :))

Çin Müziği


- Watch the top videos of the week here

Bir Hindistan Müziği

Rihanna - Unfaithful

Kermit Roosevelt - Karşı Darbe


İngiltere ve ABD, CIA’in kontrolündeki İran istihbaratı SAVAK’la birlikte 1953 yılında Musaddık’ı devirmek için AJAX Operasyonu adıyla planladıkları darbe için düğmeye bastı. Operasyonun başına CIA’in Ortadoğu Şefi aynı zamanda kitabın yazarı Kermit Roosevelt atandı.İşte bu kitap da Kermit Roosevelt' in bir anlamda itirafı sayılan bir kitabı...

Mümtaz'er Türköne - 68 Kuşağı


Darbe zemininin nasıl hazırlandığını kendi tecrübesiyle de buluşturup anlatıyor yazar. En meşhur kuşak olan 68 kuşağının yaşamını, nasıl bir kuşak olduğunu merak edenler için iyi bir kitap.

Kahramanlar Dertli

Yorumsuz...

Cenazeyi Yıkamamış :)

Merak

Michael Jordan Top 40



Michael Jordan' ın maçlarda attığı en iyi 40 basket...

Gazel...


Zannederdim aşkımı bir şûha bağlarsam geçer
Yâr eliyle yâremi bir kerre dağlarsam geçer
Bitmiyor âh-ü figanım bülbül-i şeydâ gibi
Geçmiyor gülmekle hüznüm, belki ağlarsam geçer
(Nurettin Rüştü Bingül)

Selena Gomez - Naturally



şarkı ve kız ikisi de güzel :))

Talha Eymen - Mona Roza



Mona Roza'yı birde Talha Eymen' den dinleyin...

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Miley Cyrus - These Four Walls



güzel bi şarkı...

Rasim Özdenören - Çözülme


Bir hikaye... Ama sıradan bir hikaye kitabı değil bu. Dili, ruh hali, anlatımıyla bambaşka bir hikaye. Kültürel değişimin, batılılaşmanın getirdiği çarpıklık anlatılıyor. Ama dediğim gibi sıradan bir dili yok bu kitabın...

Ip Man 2


Birinci filmin devamı niteliğinde olan ikinci film de birincisi gibi çok güzel. İnsanın Wing Chun öğrenesi geliyor :)

25 Mayıs 2010 Salı

Karın Ağrısı ve İshal





























Bir gün köyde genç tayfa karın ağrısı ve ishal salgınına yakalandı. -Ne hikmetse sadece genç tayfada oldu bu.-  Benim teyze oğlu 3 çay kaşığı kahve tozuna limon sıkıp karıştırdıktan sonra yersek birşeyimizin kalmayacağını söyledi. Yapalım dedik ve yaptık. 1 gün geçmedi ki ne karın ağrısı ne ishal :) Tavsiye edilir... Not: bu karışımı yuttuktan sonra su içmeyiniz...

Bir bosna Şarkısı - Şehidski Rastanak

Şehidski rastanak -- bir bosna-hersek Şarkısı | izlesene.com


Bosnalı şehitlerin anısına yapılmış bir müzik...

Nancy Ajram - Ah We Nos



Nancy Ajram' dan güzel bir şarkı daha...

Amin Maalouf - Afrikalı Leo


Amin Maalouf' un güzel bir romanı. Roman Orta Doğu ve Afrika'da ilerliyor. Amin Maalouf Müslüman-Türk antipatisi olan bir yazar olarak anılsa yanlış olmaz. Bu eserinde de bazı yerlerde bu koku alınıyor. Fakat roman yazarlığına diyecek yok...

Okuyucu


Bir kadın kendisine kitap okunmasından çok hoşlanır (sebebi filmin sonunda gizli). Okuyucu bir genç, sonu hazin bir hikaye... +18 sahneler biraz fazla ama film çok güzel...

Sıkıysa Yakala


Leonardo Dicaprio ve Tom Hanks ikilisinden güzel bir film. Çek sahtekarlığı konusunda uzman olan bir suçluyu yakalamaya çalışan bir ekip... 

Çalışıl(a)mayan Sınav


Sınavlar iki hafta sonra başlayacaktır. "Nasıl olsa daha iki hafta var, çalışırım" deyip geçer öğrenci. Bir hafta kalır "zaten ilk sınavlarım kolay, onlara bir gün de çalışsam yeter" der öğrenci. Sınavlara 3 gün vardır ve çalışmaya niyetlenir... Bir de bakar ki dur durak bilmeden çalışması gerekir derslerden geçmesi için. Kiminden geçer kiminden de kalır kıl payı da olsa...

Okunmayı Bekleyen Kitap


Kitapçıda bir kitap dikkatinizi çeker, biraz inceleyip almaya karar verirsiniz. Eve gelir kitabı kitaplığınıza koyarsınız, şu gün okurum bu gün okurum dersiniz ama o gün gelmez. Sonra başka kitaplar alır onları okursunuz ve o okumadığınız kitap yıllar geçmesine rağmen hâlâ okunmayı bekler... Beni de bekleyen böyle kitaplar var...

Cevapsız Çağrılar


Bazen telefonunuz yanınızda olmaz... Sonra bi bakarsınız tanımadığınız bi numaradan çağrı gelmiş. Nasıl olsa yine arar deyip "çıkış" tuşuna basarsınız. Lakin aramaz o numara bir daha... Aradan da biraz zaman geçtiği için tekrar aramaktan da çekinirsiniz... Öyle kalır...

Youtube Giriş Çok Kolay

Youtube' a ve diğer yasaklı sitelere girebilmek için yapacağınız şey http://www.navige.com/ adresine girip orada size gösterilecek küçük bir ayarı yapmanız yeterli olacak. 100% başarılı...Teşekkürler Navige...

Tarık Tufan - Hayal Meyal


Bütün Tarık Tufan kitapları "özenle" okunası kitaplar... En kısa zamanda edinin derim...